9 Mart 2009 Pazartesi

Sevinç Erbulak: İÇİMDEKİ ÇOCUĞU HATIRLADIM

Sevinç Erbulak: İÇİMDEKİ ÇOCUĞU HATIRLADIM
Sevilen dizilerin sevilen karakteri o. Kimi kez hırçın bir kız rolüyle çıktı karşımıza kimi kez komik haliyle bizi gülümsetti. Sevinç Erbulak şimdilerde 2 yaşındaki kızı Kavin’i büyük bir heyecan ve sevgiyle büyütürken anne olmanın keyfini de çıkarıyor.

Kaynak Parents Dergisi - Yazı Müge Serçek - Fotoğraf Eda Aydın


REHA ERDEMİ’İN YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI “5 VAKİT” FİLMİNDE BİR HAMİLEYİ OYNAMIŞTINIZ, GERÇEKTEN HAMİLE OLMAK VE ROL YAPMAK ARASINDA NE GİBİ FARKLAR VAR SİZCE?

Sevinç Erbulak: Hayatımın en önemli işlerimden biriydi “5 Vakit” filmi. Bu filmin benim için farklı bir uğuru vardır, çekimler bittikten çok kısa bir süre sonra hamile kaldım. Gerçekten hamile kaldığımda anladım ki filmde oynadığım gibi değilmiş hiçbir şey. Mesela kendi hamileliğim boyunca elimi belime hiç koymadım ya da yürürken zorluk yaşamadım. Ama filmde bu tür hareketlerle desteklemiştim rolümü. Bence bir oyuncu kesinlikle hamile kaldıktan, anne olduktan sonra bu tür rolleri oynamalı. Çünkü bu duyguyu bilerek oynamak, rolü biraz daha gerçeğe yaklaştırıyor. 5 Vakit’in çekimleri boyunca hamile göbeği taktım, bu yüzden filmi çektiğimiz köydeki herkes beni gerçekten hamile sandı. Bu yüzden bana epey tolerans gösterdiler.

HAMİLE OLDUĞUNUZU İLK ÖĞRENDİĞNİİZ AN NE HİSSETTİNİZ?
S. E: Kavin’den önce bir hamilelik geçirdim, ilk hamile olduğumu öğrendiğimiz an sevinçten havalara uçmuştuk, nasıl sevindiğimizi anlatamam! Daha sonra bebeğin kalp sesini dinlemek için doktora gittiğimizde, bir gariplik olduğunu anladık. Kan testi yaptırdık ve bebeği kaybettiğimizi öğrendik. O dönem çok üzülmüştüm, dünya başıma yıkıldı sandım. Doktorum, “Önümüzdeki ay hamile kalacaksın, üzülme” dedi. Bu söze hiç inanmadım, hatta benimle dalga geçiyor sandım. Fakat bir sonraki ay gerçekten hamile kaldım. Daha temkinliydim ama yine çok büyük bir sevinç hissettim.

NASIL BİR HAMİLELİK GEÇİRDİNİZ?
S.E:
Hamileliğimin en başından beri çok uzun yürüyüşler yaptım ve çok sağlıklı bir yeme programı uyguladım, bu yüzden hiç aşermedim. Hamileliğin getirmiş olduğu negatifliklerin hiçbirini yaşamadım; çok rahat merdiven de çıktım, araba da kullandım hatta doğumuma tek başıma bile gidebilirdim. Hamileliğimin dokuzuncu ayında dahi hiç zorluk yaşamadım, neredeyse ip atlayacaktım. İnsanlar hedefledikleri şeyleri yaşarlar bence. Eğer siz “Birilerine muhtaç olayım da hamileliğimin tadını çıkartayım” derseniz, tuvalete giderken bile yardım isteyebilirsiniz.

SEVİNÇ ERBULAK NASIL BİR ANNE OLDU?
S.E:
İlk doğduğu zaman Kavin’in ağladığını duyunca oturduğum yerden kalktığım gibi koşa koşa yanına gidiyordum. Neden ağlıyor, ne oldu, ne yapabilirim, hasta mı oldu acaba diye büyük bir heyecanla olayı anlamaya çalışırdım. Hatta Kavin’in ilk aylarında, manikür yaptırmak için kuaföre gittiğimde, evden Kavin’le ilgili bir telefon gelse, manikürü yarıda bırakır, koşarak eve dönerdim. Şimdiyse daha rahatım, bakıcısına ya da anneme taktikler vererek olayı çözüyorum. İkinci bebeği olmuş yakın arkadaşlarımın bebekleri ağladığında gayet rahat davranışlar sergilediklerini görüyorum. Benim de ikinci bebeğim olsa ben de daha rahat davranırım tabii. Hamileliğin ve bebek bakımının bütün detaylarını en ince ayrıntısına kadar öğrendim, meydana gelebilecek bütün tıbbi durumları ve olasılıkları biliyorum artık.

SİZ TEK ÇOCUKSUNUZ, BUNUN ARTI VE EKSİLERİNİ YAŞADINIZ MI?
S.E: Evet, tek çocuğum ama babamın ilk eşinden bir ablam var, benden 10 yaş büyük. Ablamla çok güzel ilişkimiz var, çok iyi iki arkadaşız. Bir insanın kardeşinin olmasının ve olmamasının pozitif ve negatif bütün yönlerini biliyorum. Kardeşliğin negatif yönünü hiç yaşamadım ama çevremde yaşanan örneklere tanık oldum. Kendi annemizi, babamızı seçme şansımıza sahip olmadığımız gibi kardeşimizi de seçme şansımız yok. Bu yüzden madalyonun iki yönünü düşünmek gerekiyor. Her kardeş çok iyi anlaşamayabiliyor, ama kimi arkadaşlıklar, dostluklar çok özel oluyor, kardeşlik gibi… Çevremdeki bazı arkadaşlarım da bir gün benim ve eşimin bu hayattan ayrılacağını ve Kavin’in yalnız kalacağını söylüyorlar ve bunun için çocuk yapmamı öneriyorlar, ama böyle bir kasko için asla çocuk doğurmam. Doğacak çocuğun Kavin’le nasıl bir ilişkisi olacağını nerden bileyim. Belki çok iyi bir kardeş, belki de birbirlerini hiç görmeyen kardeşlerden olurlar. Aslında en büyük çekincem, yaşadığım ülkede mesleğimin algılanış biçimine güvenmememden kaynaklanıyor. Kavin’e sağladığım imkanların aynısını ikinci çocuğuma da sağlamak isterim. Her çocuk kendi kısmetiyle, şansıyla doğar derler ama ya doğmazsa!

BU KONUDA ÇEKİNCELERİNİZ VAR AMA TEKRARDAN BİR BEBEĞİ KUCAĞINIZA ALMA DUYGUSUNU YAŞAMAK İSTEMEZ MİSİNİZ?
S.E: İki şey için tekrar hamile kalmak isterim. Birincisi, hamileyken bebeğin karnımdaki ilk hareketini hissettiğim anı tekrar yaşamak için… Diğeri de yine hamileyken bebeğin elini, ayağını ya da kafasını karnımda hissetmek için… Bir de ikinci çocuk yapılacaksa ilk çocukla arayı çok açmadan yapılmalı bence. Kavin 2,5 yaşına gelmek üzere ve ben yeni tiyatroya döndüm, ayrıca bir dizide oynuyorum. Gün geçtikçe ilişkimiz daha da güçleniyor, artık beni anlamaya başladı, çok güzel diyaloglar kuruyoruz. Şu aşamada ikinci çocuğu yaparsam, iki yıl daha mesleğimi ertelemem gerekecek, bebeğe mesai harcarken Kavin’in zamanından çalmış olacağım. Bu açıdan kararsızım.

ŞU AN HAMİLE OLDUĞUNUZU ÖĞRENSENİZ NE YAPARSINIZ PEKİ?
S.E: Bu durum beni çok zorlar ama aldırabileceğimi zannetmiyorum. Şu an hamile kalsam, doğurduğumda Kavin üç yaşında olacak ve başka çocuklarda gördüğüm kadarıyla biliyorum ki Kavin, bebeği kıskanacak. Ayrıca iş yaşamımda ve kendi özel yaşamımda çok daha fazla performans göstermem gerektiğini, dolayısıyla daha fazla yorulacağımı biliyorum. Yine de aldıramam herhalde ama eğer 40 yaşımda ve sonrasında hamile kaldığımı öğrenirsem, o zaman aldırırım.

EŞİNİZ BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYOR?
S.E: O da benimle aynı düşüncelere sahip. Bir gün “Keşke bir çocuğumuz daha olsa” derken, ertesi gün “Dün saçmaladım, bir çocuk yeterli” diyor. Bir sonraki gün ise “Aslında bir tane daha fena olmaz” diyor. Yani bu konuda kafası oldukça karışık bir aileyiz. Sürprizlere de açığız…

KAVİN İSMİ NE ANLAMA GELİYOR?
S.E: Aslında iki ismi var Zeynep Kavin. Eşim, çocuğumuzun isminin Zeynep olmasını istedi, bence de çok güzel bir isim ama Zeynep ismi tek başına yeterli gelmedi bana, sanki eksik bir şeyler vardı. Harıl harıl isim bulmaya çalışırken eşimin yengesi, “Kavin koy kızının adını” dedi. “O ne demek yenge” dedim. Sonra Kavin’in güçlü, sağlam, kendi ayakları üzerine basan kişi anlamına geldiğini öğrendim ve bunu beni çok etkiledi. Evet dedim kendi kendime, kızımın adı Kavin olmalı. Hamileliğim boyunca bebeğim için günlük tuttum ve yazılarımda hep “Kavin” diye hitap ettim.

DOĞUMDAN NE ZAMAN SONRA TİYATROYA DÖNDÜNÜZ?
S.E: Kavin doğduktan 11 ay sonra tiyatroya başladım. Doğurmadan önce kendi kendime doğumdan üç ay sonra evde olmaktan sıkılırım ve tiyatroya başlarım herhalde diye düşünüyordum, fakat annelik o kadar zevkli geldi ki tiyatrodan 11 yıl da aramasalar gitmezdim herhalde. Tabii 11 ay sonra tiyatroya geri döndüğümde çok mutlu oldum, çünkü nasıl bir meslekle uğraştığımı unutmuştum, bunu tekrardan hatırladım. İlk sahneye çıkacağım gün sanki daha önce hiç sahneye çıkmamış gibiydim, heyecandan ölecektim az kalsın. Kavin’in mesleğime katkısı da oldu, içimdeki çocuğu bana tekrardan hatırlattı ve bunun oyunculuğuma çok güzel etkileri oldu.

KAVİN SİZİ SAHNEDEYKEN İZLEDİ Mİ?
S.E: Ara sıra Kavin’i tiyatroya götürüyorum, beni sahnedeyken izliyor, daha sonra eve gelince benim taklidimi yapıyor, gülmekten yerlere yatıyoruz. Oyun günleri çok üst üste olduğu zaman, işimi çok fazla sevmeme rağmen, “Şuan evde Kavin’in yanında olsaydım” dediğim oluyor açıkçası…

İLERİDE KAVİN’İN HANGİ MESLEKLE UĞRAŞMASINI İSTERSİNİZ?
S.E: Kavin ne olmak istiyorsa o alana yönleneceğiz ama bence Kavin sahne sanatlarıyla uğraşacak, müzikle ilgilenecek, kendini bir enstrümana adayacak. Çünkü Kavin’i tetikleyen, harekete geçiren şey; müzik. Eğer Kavin dediğim gibi sanatla uğraşırsa, üzülebilirim. Ben de sanatla uğraşan biriyim ve bu işle uğraşanlara sonsuz saygım var ama artık dünyada sanata gerektiği kadar saygı duyulmuyor. Sanatla uğraşanların bu işi bıraktıklarında mesleki anlamda yapabileceği çok fazla bir şey yok. Ben de dâhil olmak üzere sanat dışındaki işleri yapabilmemiz için bir ehliyetimiz yok. Kavin için dilediğim tek şey sevdiği mesleği, dilediği gibi yapabilme lüksüne sahip olsun. Ben bu şanslı insanlardan biriyim, ama benim gibi olan insanların sayısı oldukça az. Mutlu azınlık olmak her zaman iyi değil.

KAVİN’İN BABASIYLA ARASI NASIL?
S.E: Annelik başlı başına bir meslek bence, tuhaf bir sinerjisi var. Hamile kaldığınız andan itibaren başlıyor ve seri bir şekilde gelişiyor. Babalık ise, bebeğin babayla ilişki kurmaya başladığı anda başlıyor. Ben doğum yaptığım zaman Dalin askerdi, doğumuma geldi, on gün sonra da askere geri döndü. Dalin askerden geldikten bir müddet sonra “Kavin, bana ne zaman sana baktığı gibi bakacak” demeye başladı. Allah Dalin’in söylediklerini duydu herhalde, şu anda Kavin bezini sadece babasına değiştiriyor, kıyafetlerini de sadece babasına giydirtiyor. Dalin, Kavin’in tek kişilik ordusu, istediği her şeyi anında yerine getiriyor. Kız çocuğunun babayla farklı bir ilişkisi olduğu gerçekten doğru. Çok güzel bir ilişkileri var, bu da beni çok mutlu ediyor. İyi polis, kötü polis kim diye sorarsanız, kötü polis Dalin. Çünkü ben Kavin’e “Hayır olmaz, yapma” dediğim zaman, “Çok komiksin anne” diye gülerek cevap veriyor, ama “Şimdi seni babana söyleyeceğim” dediğim zaman Kavin söz dinliyor.

DALİN MİDYAT İLE İLGİNÇ BİR TANIŞMA HİKAYENİZ VAR SANIRIM…
S.E: Evet Dalin ile karşılaştığımız gün tanışmasaydık birbirimizi bir daha asla göremeyebilirdik, yollarımız hiç kesişmeyebilirdi. Yılbaşı tatili için annem, ben ve iki anne kız daha yurtdışına çıkacaktık. Başka bir yere gitmeyi planlarken son anda Yunanistan’a gitmeye karar verdik. Dalin de bu turun rehberiydi, şu anda ise avukatlık yapıyor. İşin garip olan tarafı Dalin, iki yıl önce tur rehberliğini bırakmış olması. Turizm şirketi yılbaşı yoğunluğundan dolayı Yunanistan gezisi için Dalin’den yardım istemiş ve Dalin de istemeyerek bu teklifi kabul etmiş. Ben de o sırada “Baba Evi” dizisinde oynuyordum. Fakat Dalin televizyon seyretmediği için beni tanımadı. Tur boyunca çok güzel vakit geçirdik, sonrasında birbirimizin telefon numaralarını aldık. İstanbul’a döndükten sonra Dalin’i aradım, yemeğe davet ettim. Sonra da Dalin’in deyimiyle onun peşinden koştum.

MASAL KİTABI YAZMAYI DÜŞÜNÜYORDUNUZ, NE OLDU?
S.E: Evet, Kavin’den yola çıkarak bir masal kitabı yazmak istiyorum, üstelik öyle bir şey yazarım ki Harry Porter’ın rekorunu kırarım, ama zamanım yok.