16 Mart 2009 Pazartesi

Histanbul oyunuyla Roza Erdem

Yeditepe Histanbulu keşfedin!

Garajistanbul’un bu sezonki yeni oyunlarından biri başrollerini Roza Erdem ve Memet Ali Alabora’nın oynadığı ‘Histanbul’ oyunu. Oyunda zemin etütleri yapan jeolog Ali Bora, İstanbul'da, İstanbul adında bir kadınla karşılaşıyor. Güzelliğiyle Ali Bora'yı sarhoş eden bu kadının gerçekten İstanbul mu, yoksa bir hayal mi olduğunu anlaması için genç adamın onu yeniden görmesi ve yedi tepeyi dolaşması gerekiyor ve oyun toprakları çiğnene çiğnene iğdiş edilmiş bir kentin karmaşasında depremin tedirginliğiyle ilerliyor. Oyunun perde arkasını başrol oyuncularından Roza Erdem’in ağzından dinleyelim.

Cumhuriyet Gazetesi - Pazar Dergi - Müge Serçek


Şubat ayı boyunca sahneye koyduğunuz Histanbul oyununu anlatır mısın biraz, bu oyun nasıl ortaya çıktı?
Bu oyun Övül ve Mustafa Avkıran’ın uzun süreden beri düşündükleri ama bir türlü bu fikri projeye dökmedikleri bir oyun. İstanbul’la ilgili başka projeler de ama Histanbul bu projelerin başlangıcı oldu. Onlar İstanbul’un eğlence hayatını, sanat yaşamını anlatan bir oyunu projelendirmeyi düşünürken, Garajistanbul’un Hollanda ile birlikte yürüttüğü Kosmopolis projesinden bir fikir geldi. Bize yaşadığımız şehri onlara sanat yoluyla anlatmamızı istediler. Derken çalışılmaya başlandı, İstanbul’la ilgili daha önceden yazılmış dökümanlar araştırıldı, çeşitli çalışmalar yapıldı. Bu sırada Kemal Gökhan Gürses’in Cumhuriyet ve Radikal gazetelerinde yayınlanmış İstanbul adlı çizgi romanı akla geldi ve Kemal Gökhan Gürses ile görüşüldü. Tasarlanan metinde İstanbul şehrini bir kadının canlandırılmasına karar verildi, ama başrol erkeğinin ismi ve mesleği değişti. Aslında Histanbul bugünün İstanbul’u için yapmış olduğu bir zemin etüdüydü.

Oyunun ana fikri İstanbul Yeditepe yani…
Evet, İstanbul’un zemin etüdünü yapan bir jeologun gezdiği yedi tepede farklı farklı İstanbul’la karşılaşıyor. Gördüğü gerçekten farklı İstanbullar mı yoksa hepsi aynı İstanbul mu olduğunu çözemeden İstanbul’a aşık oluyor. Bu oyunla birlikte İstanbul’un değişen yedi tepesini görebiliyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul için yazılmış şiirler ve söylenmiş şarkılar bizlere eşlik ediyor. Bu bir güzelleme değil, bir suçlamada değil. Sadece şuan olduğu durumu tüm gerçekliğiyle anlatıyor. Oyuna konu olan Yeditepe’nin isimlerini daha farklı hale getirdik; Gelgel tepe, Tepegir, Sultan tepe, En tepe, Teneke tepe, Korsan tepe, Titrek tepe.

Histanbul’da kimin oynanacağına nasıl karar verildi?
2 yıldır bu ekipte çalışan biri olarak artık Övül ve Mustafa Avkıran’ın dilini, işlerini, yapmak istedikleri ve vurguları çok iyi kavradım. Bu rolü taşıyabilecek ve yeniden yorumlayarak dilini oluşturacak iki kişinin oynamasını istediler. Bu da ben ve Memet Ali Alabora oldu. Bu karakterler herhangi bir oyunun herhangi bir rolü değildi. Ancak bu ekipten biri bu rolleri taşıyabilirdi. Çalışma dönemi çok keyifliydi ,farklı bir dil öğrendik ve onu benimsedik. Oyunu anlatırken de bu dilin kullanımına çok özen gösterdik. Her proje yeni bir dünya yeni bir metindir. Biz de her oyunumuzda yeni bir şeyin peşine düşünüyoruz. Histanbul’un metni de Türk tiyatrosu tarihinde iyi bir metin olarak yerini aldı bence. Histanbul’un metni Garajistanbul’un oyunu olarak yazılmış ama ileriki zamanlar için geriye kalan güzel bir metin olacak.

Oyunda aynı zamanda İstanbul için yazılmış şarkıları canlı olarak seslendiriyorsunuz zor olmuyor mu?
Biraz heyecanlı oluyor ama şarkı söylemeyi zaten çok severim. Kendi kendime hep söylerdim. Bunun için özel bir eğitim almadım, sadece konservatuarda okuyan herkes gibi şan eğitimi aldım ve nota okumayı öğrendim.

Oyunun en güzel yanı da size ve Memet Ali Alabora’ya karikatür çizimlerin eşil ediyor olması…
Bizim için de farklı bir duygu bu. Oyunda bizden başka oyuncular ve onlar oyunda girmeleri ya da çıkmaları gereken zamanı hiç aksatmadan yapıyorlar. Söylemeleri sözleri hiç şaşmadan aynı duygu ve vurguyla söylüyorlar. Bizim karşımızda mükemmel oynayan karikatürize edilmiş oyuncular var ve biz onlar ayak uydurmaya çalışıyoruz.

Bu yöntem tiyatroda çok alışılagelmiş bir şey değil, oyunun iç düzenini nasıl belirlediniz?
Önce metin yazıldı. Biz provalarda çalışırken, bir yandan karikatür çizimleri ve metin okuması yapıldı. Daha sonra onlar dijital ortama aktarıldı ve montajı yapıldı. Sonra montajlanan görüntülerle birlikte tekrar oynadık ve zamanlamalarımızı belirledik. Bu zamanlamaya göre tekrardan çeşitli montajlar yapıldı. Tam bir laboratuar çalışması gibiydi. Ayrıca genç ve çağdaş bestecilerden biri Evrim Demirel’de bu projenin içinde bizimle birlikte sahneye çıkıyor ve müziğiyle bizimle oluyor.