15 Mart 2009 Pazar

Hatice Aslan - Zafer Algöz Röportajı: "OYUCULAR HAKLARINI İSTİYOR"

OYUCULAR HAKLARINI İSTİYOR

Oyuncular artık tek bir çatı altında toplanmaya ve haklarını savunmaya kararlılar, bunun için artık somut adımlar atmaya başladılar ve Birleşik Oyuncular Meslek Grubu’nu (BİROY) kurdular. Sadece haklarını almak isteyen BİROY, şuan hayatta olmayan Yeşilçam oyuncularının da hakkını savunuyorlar. Senelerce beğenerek izlediğimiz oyuncuların varisleri, artık babalarının ya da dedelerinin hakkını alabilecek. Grubun kurulması için çaba sarf eden oyunculardan Zafer Algöz ve Hatice Aslan BİROY’un amacını ve neler yapacağını dinledik.

Milliyet Sanat Dergisi - Müge Serçek - Fotoğraf Müge Serçek

Birleşik Oyuncular Meslek Grubu'nu
(BİROY)
kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
Zafer Algöz:
Bir sene önce 12 kadar oyuncu arkadaş aynı masada yemek yerken, oyuncuların telif haklarından konu açıldı ve anladık ki oyuncuların haklarını arama konusunda üç dört tane farklı yapı olmasına rağmen telif haklarımıza yönelik oturmuş bir sistem yok. Daha sonra bu iş için harekete geçsek ne kadar oyuncu arkadaşımızı toplayabiliriz diye hesapladık ve herkes en az 10 kişi topladı. Biz de bu işe eğilmeye ve artık bir sisteme oturtmaya karar verdik.

Bu atılım için geç kalınmış değil mi?
Z.A:
Türk Sinemasının neredeyse 100 yıllık bir geçmişi var ve bu zaman dilimi içersinde binlerce film yapılmış ve çok kaliteli oyuncular yetişmiş. Türk sinema sektörü bunca yaşına rağmen geride kalmış, yeteri kadar gelişememiş. Hala samimiyetini beğendiğimiz, severek izlediğimiz Türk filmleri var, ama bunlarla ilgili geriye dönük olarak hiçbir oyuncuya beş kuruş para ödenmemiş. Bu durum Türkiye'den başka dünyanın hiçbir yerinde yok. Avrupa Sinemasında yeni yeni bilinmeye başladık ne zamanki Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın, Ferzan Özpetek gibi isimler yurt dışında ses getirmeye başladı, işte o zaman Türk Sineması diğer ülkelerin dikkatini çekmeye başladı. Yapımcı, senarist ve diğer bütün işlerin meslek örgütleri var ama bir tek oyuncuların haklarını savunabilecek bir meslek örgütü yok. Bizim sektörde herkes birbirini rakip görmüş, herkes birbirini kıskanmış. Alaylı, okullu tartışmaları, tiyatrocu sinemacı tartışmaları hala oluyor. Ama artık bir çatı altında toplanmanın zamanı geldi, zararın neresinden dönersek kardır.
Hatice Aslan: Bütün bunları yıllardır konuşuyoruz ama bir türlü sonuç elde edemedik. Bugüne kadar oyuncu hep yok sayıldı. Ancak hepimiz aynı çatı altında toplanırsak istediklerimizi elde edebiliriz, kişisel egolarımızı bir kenara bırakmalıyız.

Sizi harekete geçiren Türk Sinemasının son on beş içinde yeniden canlanması olabilir mi?
Z.A: Türk Sinemasını kendine getiren iki artçı şok olmuştur. Bunlardan biri Yavuz Turgul'un Eşkıya filmidir, bir diğeri de Antalya Film Festivali'nin TÜRSAK Vakfıyla son dört yıl içinde Türk Sinemasını dünyaya tanıtması olmuştur. Eskiden festivaller çok lokal olurdu, kimse birbirini beğenmez, filmini izlemezdi, herkes birbirinden uzak durur, birbiriyle konuşmazdı. Ama artık günümüzde her şey değişti, diğer ülkeler bizim filmlerimiz hakkında konuşmaya başladı. Yabancı meslektaşlarımız bizimle iletişim kurduğunda, karşılarında meslek örgütümüz olması gerekiyor, çünkü onlar kendi örgütleri vasıtasıyla bizimle irtibata geçiyorlar.
H. A: Aynı zamanda son Antalya Film Festivalinde Eşref Kolçak konuşmasında oyuncuların haklarının neden korunmadığı konusunda bir serzenişte bulunmuştu. Bu konuşmanın da etkisi çok büyük etkisi oldu.
Z.A: Evet Eşref Kolaç’ın konuşması gerçekten etkili oldu Geçtiğimiz Antalya Film Festivali'nde Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay ile görüşme fırsatım oldu. Arkasından Sinema Telif Eserleri Genel Müdürü Abdurrahman Çelik ile görüştüm bu oluşum için düşüncelerimi aktardım, bana dediler ki; "meslek örgütünüzü kurun, biz de sonuna karar arkanızdayız ve destekçiniziz." Geçtiğimiz günlerde Kültür Bakanımızdan randevu aldık ve Erkan Can, Nejat İşler, Hatice Aslan, Ali Sürmeli, Güven Kıraç, Ragıp Savaş, Olgun Şimşek, Derya Durmaz, Janset Pajal gibi oyuncu arkadaşlarımızla birlikte kendilerini ziyaret ettik ve kuruluş dilekçemizi verdik ve resmi olarak çalışmalarımıza başladık.

Peki BİROY'a kimler katılabilecek?
Z.A: Biz BİROY’da kimin oyuncu, manken, akademisyen ya da Yeşilçamcı olduğunu sorgulamıyoruz. Bizim için ölçüt; hayatında bir kere, küçük bir rol bile oynamış biri bile bizim örgütümüze üye olabilir. Bunun dışında tiyatro bölümünde okuyan konservatuar öğrencileri ya da özel akademilerden, sanat merkezinden eğitim alan arkadaşlarımızda örgütümüze aday adayı olarak kabul edilecekler. Ne zamanki bir filmde ya da televizyon dizisinde ufak da olsa bir rol oynarlarsa o zaman asıl üyeliğe geçecekler.

Şuan hayatta olmayan oyuncuların telif bedelleri ne olacak?
Z.A: Yeşilçam’a senelerce emek vermiş ve şuan hayatta olmayan oyuncuların varisleri de bu telif bedelini almaya hakkı olacak. Biz telif haklarımızla ilgili bu mekanizmayı kurarsak ilerleyen zamanlarda sayımız daha da artacak ve Amerika'daki gibi oyuncular sendikası olacağız. O zaman oyuncu arkadaşlarımız sete gitmek için acele ederken yollarda kaza yapıp ölmeyecekler ya da açık havada bir sandalye üzerinde kıyafet değiştirmek zorunda kalmayacaklar. Bir film defalarca televizyonda gösteriliyor ve her oynayışında bir reklam kuşağına sahip oluyor. Yapımcı başta olmak üzere herkese hak ettiği bedel veriliyor, ama oyuncuya hiçbir şey verilmiyor. Dizi ve film müzikleri bundan 15 sene önce kendi örgütlerini kurdukları için hak ettikleri tüm bedelleri şuan rahatlıkla alıyorlar. Biz kimseden sadaka istemiyoruz sadece hakkımızı istiyoruz.

Bundan sonra neler yapacaksınız?
H.A: 23 Nisan Dünya Telif gününe kadar birçok şeyi halletmeyi planlıyoruz. Artık sorunlarımız lafta kalmayacak, uygulama aşamasına geçtik ve iki ay içersinde epey yol kat edeceğiz. Yer tahsis edilecek bize ve büyük bir binaya sahip olacağız. Medya ilişkilerimizi takip eden bir merkez ve hukuk kurulumuz olacak. En büyük hayalimizde yaşlanan oyuncularımız ortada kalmamaları için onlara bir yer tahsis etmek. Hiç kimsenin evde ölüsü bulunsun istemiyoruz ya da yıllarca hayran hayran filmlerini seyrettikten sonra yaşlandı diye yüzüne bakılmasın istemiyoruz. Göz önünde olan, sorumluluğu yüklenen bizleriz ama sonra arka plana atılan da bizleriz. Biz kimseyi yok saymıyorsak, kimse de bizi yok saymasın. BİROY’a üye olan başka bir birlik altında da üyeliğini sürdürebilir, biz bunun için engel değiliz.