27 Nisan 2009 Pazartesi

Gülben Ergen: " Kendime saygımdandır, sosyal sorumluluk projeleri için bu denli titizlenmem..."








25 Nisan 2009 Cumartesi

Ayşe Kulin: "Sistem ve kafalar değişmedikçe korsan engellenemez"

Röportaj Müge Serçek


Ayça sizi 'Ciddiyete Davet' ediyor...

Röportaj: Müge Serçek

6 Nisan 2009 Pazartesi

Şabnem Özinal: "Göbek atarak doğuma hazırlandım"

Göbek atarak doğuma hazırlandım

Tiyatro sahnelerinin başarılı isimlerinden Şebnem Özinal ocak ayında anne oldu. Üç aylık anne Özinal, sadece kızı Ayşe’yi değil annesi tarafından terk edilmiş diğer bebekleri de emzirmek istiyor.

Parents Dergisi - Müge Serçek - Fotoğraf Eda Aydın

Samimi bir kadın var karşımızda. Yeni bebeği olmasına karlın son derece sakin ve kendinden emin. Sütanneliği yapmak isteyen Şebnem Özinal, bir çocuk evlat edinmek istediğini de söylüyor.

“Türkiye’de tüp bebek konusu suistimal ediliyor” diye bir söyleminiz var. Neye istinaden böyle bir şey dediniz?
Jinekolojik muayene olmaya gittiğimde, doktorum tüplerimde bir tıkanıklık gördüğünü ve rahim içi röntgen (HSG) çektirmemiz gerektiğini söyledi. Ben de HSG’nin nasıl bir şey olduğunu bilmediğim için hemen kabul ettim, zannettim ki normal röntgen gibi bir şey. Meğer ne kadar acı veren bir şeymiş. Bütün rahmin içine basınç veriyorlar ve rahim kanallarının açık olup olmadığına bakıyorlar. İlk denemede tüplerimden biri tıkanık çıktı, ancak bayılmadan yaptırdığım için acıya dayanamayıp, röntgeni yarıda kestirdim. Belki basınç tüm rahme yayılmamıştır diye düşünerek bir kez de bayıltılarak HSG çektirdim, sonuç yine aynı çıktı. Çocuk sahibi olabilmek için tek çözüm tüp bebek yapmaktı. Bu sırada başka bir doktora gittim, o da tüplerin tıkalı olduğunu söyledi ancak bu ay normal yollardan çocuk yapmamızı söyledi ve mucizevi bir şekilde o ay hamile kaldım. Daha önce gittiğim yerlerde tüp bebek tedavisinin yolunu yöntemini anlatır anlatmaz, elime fiyat listesini tutuşturuyorlar. Bu yüzden tüp bebek konusunun suistimal edildiğini düşünüyorum.

Birçok doktor aksini söylerken normal yollardan hamile kalmanız çok ilginç doğrusu…
Evet, aynı şeyi doktoruma ben de sordum. O da bana bazen vücudun kendini tamir ettiğini, belki de kullandığım herhangi bir ilacın tıkanıklığı giderdiğini söyledi.

Doktor da hamile olduğunuzu doğruladıktan sonra neler hissettiniz?
Hiçbir umut yokken ve tüp bebek de umut arama yolunda ilerlerken, hamile olduğumu öğrenmem bana hayatımda yaşamadığım mutluluğu yaşattı. Doktorum hamile olduğumu onayladıktan sonra bunu üç ay kimseye söylemememi istedi. Çünkü riskli bir hamilelikti, her an bir düşük tehlikesi geçirebilirdim.

Hamileliğiniz nasıl geçti peki, zorluk yaşasınız mı?
Harika bir hamilelik geçirdim, hatta doğum yaptığım zaman hamileliğim sona erdi diye nasıl üzüldüm anlatamam. Zaten hamile olduğumu öğrendikten sonra hemen Şefik’in yanına Bodrum’a gittim. İlk aylar biraz bulantım oldu, birkaç kere de kanamam. Fakat üçüncü aydan yedinci aya kadar o kadar rahat bir hamilelik geçirdim ki, aklınıza gelebilecek her şeyi yaptım. Fakat sekizinci aydan sonra iyice ağırlaştım, karnım normalden büyüktü. Hamileliğim boyunca yaşadığım en büyük zorluk da kabızlık sıkıntısı çekmem oldu.

Bu süre içinde kaç kilo aldınız?
Yirmi gün erken doğum yaptım, Ayşe 3 kilo 400 gram doğru. Toplamda da 13,5 kilo aldım. Hamileliğim boyunca bir beslenme uzmanından yardım alarak beslenme düzenimi kurdum. Balık, sebze ve salata tüketmeye çok önem verdim. Ama kendimi çok da fazla zorlamadım, pizza da yedim, sandviç de. Son aylara doğru tatlıya düşkünlüğüm başladı. Fakat 25-30 kilo almak istemedim, geç bir hamilelik yaşadığım için aldığım kiloları çok rahat veremeyebilirdim.

Doğumu sezaryen ile yaptınız değil mi?
Evet, ama doğumum hiç hayal ettiğim gibi geçmedi. 35 yaş üstü hamilelik geçirdiğim için dördüncü ayımda amniyosentez oldum ve ayrıntılı ultrasona girdim. Doktorum plasentanın rahim ağzını kapadığını, bebeğin de plasentanın üstünde olduğunu söyledi ve normal doğum yapamayacağımı belirtti. Sezaryen olmam gerektiği için ben de epidural sezaryeni tercih ettim, ama pişman oldum açıkçası. Çünkü normal gününden yirmi gün erken doğum yaptığım için her şey apar topar oldu. Epidurali taktıkları sırada çok üşüyordum, vücuduma ısıtıcılar yerleştirdiler, epiduralin verdiği sıcaklık da olunca tansiyonum düştü, ateş bastı ve nefes alamamaya başladım. Oksijen maskesi takılar. Tam uyuşma gerçekleşmediği için çok canım yandı. Daha fazla dayanamayarak beni bayıltmalarını istedim. Ayşe’nin ağladığını duydum, sonra da bayılttılar beni.

Eşiniz doğuma girdi mi?
Evet, kendisi istedi doğuma girmeyi. Doğum sırasında elimi tuttu, beni güldürmeye çalıştı. 9 ay boyunca bütün sıkıntıyı ben çektim, ama ilk kucağına alan o oldu. Ama ben de doğumun tüm detaylarını daha sonra çok tesadüfi şekilde gördüm. Tam Ayşe doğarken Şefik heyecandan elindeki fotoğraf makinesini doğumhanedeki birine veriyor. Fotoğraf makinesini tutan kişi de makinenin ayarını video bölümüne getiriyor ve çekime başlıyor. Ayşe’nin doğum anını o kayıttan izledim.

Hamileyken, bebek için ne gibi hazırlıklar yaptınız, neler aldınız?
Yedinci aya kadar hiç bir şey almadım, zaten Şefik de istemedi uğursuzluk getirir diye. Bebeklerle, oyuncaklarla dolu bir oda olsun istemedim, odada biraz genç kız havası olmasını tercih ettim. Buna göre duvar kağıdını ve mobilyalarını seçtim. Ama tam onları alacağım gün doğum yaptım. İnsan bazı şeyleri tecrübelerle öğreniyor, mesela “beşik almayın hiç işine yaramayacak” dediler, ama biz tabii bebek heyecanıyla gittik beşiğimizi aldık. Fakat gerçekten çok da gerekli değilmiş. Oyun parkı da almıştık. Altını değiştirmek için ve rahat bir şekilde banyo yaptırmak için bir aparat aldım. O da işime çok yarıyor, kullanımı çok pratik oluyor.

Hamileliliğiniz sırasında annelikle ilgili bir eğitim programına katıldınız, neler öğrendiniz bu programda?
Ayşe Öner 22 dersten oluşan çok güzel bir eğitim veriyor ama ben biraz geç başladım bu programa. Pınar Altuğ’un tavsiyesiyle gittim. Bebek alışverişinden banyonun nasıl yaptırılacağına kadar pek çok şey öğrendim. En çok işime yarayan da bebeği rahatlatmak için yapılan gaz masajı oldu. Kursun en güzel kısmı da ders sonlarında bütün hamileler hem jimnastik olsun diye hem de moral depolayalım diye toplanıp, göbek atıyorduk; hepimiz göbek atarak doğuma hazırlandık.

Ayşe hayatınıza girmesi çok yeni ama anneliğe alıştınız mı?
Hiç zorluk çekmedim. Zaten kendimi hazırlamıştım ve eşim her zaman yanımdaydı. Zaten soğukkanlı bir insanımdır, ama yine de arada sırada tedirginliklerim oluyor. Fakat her şey tecrübeyle öğreniliyor, aynı konuyla bağlantılı birden fazla hata yapma şansınız var belki ama konu çocuk olunca aynı konuyla ilgili ikinci hatayı yapma şansınız yok.

Ayşe’ye sadece siz mi bakıyorsunuz?
Bakıcısı yok, şu an sadece ben bakıyorum. Annelerimizden de yardım almıyoruz, çünkü hem onlara çok fazla yük olmadan kendi başımın çaresine bakmak istemiyorum hem de çocuk bakma yöntemleri eskiye göre çok değişti.

Ayşe ismini kim koydu?
Şefik’le birlikte karar verdik bu isme. Şefik’in iki tane erkek evladı var, bu yüzden kız çocuğunun olmasını çok istiyordu. Daha bebek yapma fikri ortada bile yokken, kendi aramızda “Kızımızın adı Ayşe olur” diye konuşuyorduk. Yeni nesil isimleri çok sevmiyorum. Aynı zamanda Ayşe Şefik’in annesinin de adı.

Çocuk sahibi olmadan önce “Bir çocuk doğurmak bir de evlatlık edinmek istiyorum,” demişsiniz…
Bu da benim eskiden beri hayalimdir. Ayşe biraz büyüsün, o zaman bu konuya daha ciddi eğileceğim. Hem kimsesiz çocuklara çok üzülüyorum hem de Ayşe’nin de bir kardeşi olsun istiyorum. 39 yaşındayım ve bu yaştan sonra benim ikinci bir hamileliği ve doğumu kaldırmam biraz zor.

Bir de sütannelik yapmak istiyorsunuz değil mi?
Evet, sütannelik yapmayı çok istiyorum. Televizyon programı yaptığım dönemde tüm Anadolu’yu gezdim ve çok şeye şahit oldum. İki günlük bebeği sokağa bırakmışlardı ve biberonla besliyorlardı. Bu da beni çok etkiledi, her bebek anne sütüyle beslenmeli. Şimdi bu konuya eğilen derneklerle iş birliği yapıp, gönüllü olarak sütanneliği yapmak istiyorum.

Ayşe ve evlat edineceğiniz çocuğun arası ileriki yıllarda nasıl olur diye düşündünüz mü?
Bu tabii ki zor bir karar, ama bence her şey ailedeki eğitimden geçiyor. Sonuçta iki bebeği de ben yetiştirmiş olacağım ve ikisine de aynı sevgiyi vereceğim. Çocuklar hamur gibiler, biz onlara ne verirsek onlar da onu alıyor.

Peki, Ayşe’yle ilgili gelecekte ne gibi hayalleriniz var?
Çok etkin ve baskın bir anne olmayı düşünmüyorum, Ayşe’nin istekleri ve kararları doğrultusunda hangi yolu seçerse saygı duyacağım. Sevgi ve saygı dolu bir kız olsun isterim. İnsani yönleri güçlü olan bir birey olması beni mutlu eder. Zaten sevgi ortamında büyüyen çocuklar korkmamalı, siz sevginizi sakınmadan verin yeter.