31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu Yıllar... :))))


Herkese ama herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu, bol kazançlı ve aşk dolu bir yıl dilerim...

30 Aralık 2010 Perşembe

2010'da en çok neler takip edildi?

Blogumdaki istatistikleri göz önünde bulundurarak bir yıl boyunca en çok tıklanan ilk 5 konuyu belirledim. İşte karşınızda 2010 yılı boyunca tıklanma rekoru kıran o 5 konu... :)

29 Aralık 2010 Çarşamba

Şu yiyecekler çok enteresan...

Yeni gıdalar tatmaya, damak tadınızı geliştirmeye hazır mısınız?
İşte size 26 öneri... Yazı Müge Serçek - Parents Dergisi


28 Aralık 2010 Salı

Derin Deniz'le renklendik

Mine Çayıroğlu "İyi ki Derin Deniz'im var, hayatımız renklendi. Şimdi gökkuşağının yedi rengine sahibiz, önceden tek renktik" diyor. Bebeğinin cinsiyetini rüyasında öğrenen Çayıroğu şimdi oğluyla birlikte mutlu bir yaşam sürüyor.
Ebebek'ten Bebek Dergisi
Söyleşi Müge Serçek
Fotoğraf Zerin Kültüral

23 Aralık 2010 Perşembe

Asfaltın Leyla Ablası...

Leyla Ağaçkoparan Türkiye’nin ilk bayan şoförlerinden. Bugüne kadar otobüs, tır, tanker ve ambulans şoförlüğü yapmış. Bu mesleği kendi isteğiyle tercih etmiş ve bu kararından dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymamış biri… Gelin bu ilginç kadını birlikte tanıyalım. --> Söyleşi Müge Serçek


Aile büyüklerimiz gençlerin üniversite tercih zamanın gelip çatığında “Aman o mesleği seçme bunu seç! Aç mı kalmak istiyorsun? O mesleğin geleceği yok!” gibi bir sürü tavsiyelerde bulunurlar. Hatta iş bazen tavsiye olmaktan çıkar ve biz gençler için mecburiyete dönüşür. Ancak öyle biriyle karşılaştım ki tüm gençlere her anlamda örnek olabilecek biri! Bahsettiğim kişi ülkemizin ilk bayan şoförü. Bugüne kadar otobüs, tır, tanker, ambulans şoförlüğü yapmış Leyla Ağaçkoparan… Kendisi, ailesinin tüm karşı çıkmalarına ve itirazlarına rağmen, bu mesleği seçmiş. Üstelik neden bu mesleği seçtiniz diye soranlara “İnsan istediği ve sevdiği mesleği yapmak ister, ben de sevdiğim mesleği yaptım.” şeklinde gayet basit bir cevap veriyor. Ancak her nedense bu cevap şaşkınlık içinde yüzüne bakan insanları tatmin etmeye yetmiyor. Şuan 43 yaşında olan Leyla Ağaçkoparan, 20 yıla yakın profesyonelce sürdürdüğü mesleği için “İşimi tüm zorluklarına rağmen her daim sevdim, gururla görev aldım, her şeyden önde ve üstün tuttum.” diyor. Artık emekliye ayrılan Ağaçkoparan tüm bilgilerini, anılarını ve mesleğinde yaşadığı zorlukları bir arada toplayarak “Kadının Adı Var Ama Otomotivde Yeri Yok” kitabını yazmış. İşte çok ilginç bir yaşam hikâyesi ve çok renkli bir kişiliği olan bu güçlü kadını tanıma vakti.

Şoför olmaya nasıl karar verdiniz ve kendinizi bir kadın olarak bu mesleğe nasıl kabul ettirdiniz?

Bu birden bire olmadı tabii. Bir alt yapısı vardı, arabalara çok düşkündüm. Genelde “Sen kız kısmısın otur evde kısmetini bekle” denir, ama insan gerçekten bir şeyi isterse onun savaşını verebilir. Tabii en önemlisi kararlı olmak. Bu işe ufaktan başlayarak adım adım bir sonraki hamleye doğru eğittim kendimi. Küçük araç kullanırken, okul servisi kullanmaya başladım sonra minibüs daha sonra şehirlerarası yolculuklar geldi. Her geçen gün tecrübe kazandım, deneyimlerimi katladım ve tüm bunlar beni daha çok ben yaptı. Bütün bunlardan sonra olgunlaştığımı hissedip uluslararası alanlara açıldım. Bu iş özenme ile olacak bir iş değil, ruhla ilgili bir şey. Mesela beni en önemli bankalardan birinde üst düzey yöneticisi yapsınlar, taşıyamam.


Kimi örnek aldınız peki, babanız mı şofördü?

Evet, babadan geliyor bu meslek, bana işi öğreten ve üzerimde emeği olan tek insan babamdır. Babam benim her şeyimdi; ustamdı, en iyi arkadaşımdı, en sıkı dostumdu. Üç kız bir erkek kardeşiz. Babam bizi hiç sıkmadı, hepimize eşit davrandı ve beni de erkek gibi yetiştirdi. Bu mesleği seçmemem için “Yapma, etme kızım” dedi ama bu işin zorluğunu bildiği, vefasız bir iş olduğunu, yıpranacağımı düşündüğü için önüme geçmeye çalıştı. Bana “Çok mu istiyorsan hadi direksiyonun başına otur da durumuna bir bakayım, seni şoför yapalım” denmedi. Ailem, gerek konuşmayla, gerek terlikle bu işin zorluklarını anlatmaya çalıştı, hiddete paralel durumlar oldu ama kesinlikle şiddet olmadı. Diğer kardeşlerim çok hanım hanımcık, halim selim normal insanlardır.


Sizi tır koltuğunda gördüklerinde insanların ilk tepkileri ne oluyor?

Tabii ki şaşkınlıkla bakıyorlar. 20 yıldır aynı bakışla, ifadeyle karşılaşıyorum. O kadar komik şeyler yaşadım ki Cem Yılmaz, Ata Demirer filan bir bana gelseler, bolca malzeme çıkarırlar. Mesela adam bana bakarken arabayı çarpıyor, o bakışlar bile bir şov malzemesi.

Peki, sizce işinizi iyi yapıyor muydunuz?

Elbette, mesela ambulans şoförlüğü yaparken bir hastayı hastaneye yetiştiriyordum elimde megafonla ‘Toyota sağa çek, Mercedes yol ver, minibüs hızlan’ diye bas bas bağırıyordum çünkü arkamda taşıdığım her hasta, o an benim için ailemden biri gibidir. O sırada öndeki araçlardan biri el hareket yaptı. O an kendimi kaybedip, “Taşıdığım hasta sen de olabilirdin” diye bağırmaya başladım. Aslında burada kadınlık, meslek ve duygular hepsi iç içe geçiyor. O an megafonun halka açık bir şey olduğunu, herkesin beni duyduğunun farkında bile değildim. Allah’tan başka şeyler söylememişim (Gülüyor).

Şoförlük nasıl bir meslekmiş sizce?

Çok yoğun bir iştir bizimkisi, geceler gündüze karışır. Sevdiklerimiz uykudayken biz yollarda oluruz. Sevincimizi, hüznümüzü ve birçok duygularımızı asfalta dökeriz. Aklımıza takılan birçok şeyi toplarız, çıkarırız, çarparız, böleriz… Geçmişi didikleriz, geleceği düşünürüz, hayatımızın fizibilitesini çıkarırız. Şoför güruhu deyip geçmeyin! Karıncayı incitmeyen insanlardır aslında. Şoförler, ölüme hepimizden çok daha yakındır, bu yüzden insan canının kıymetini yine onlar bilir. Arada çok çürük elmalar olmasına rağmen mesleğimi şiddetle savunuyorum. Tüm meslekler için geçerli olan bir şey bu; çürük muhasebeci de var, avukat da… Zaten kitaptaki amacım da bu işteki kaliteyi yükseltebilmek. En çok savunduğum konulardan biri de kesinlikle şoförlüğün bir okulu olmalı, diploma alınmadan bu iş yapılmamalı.

Erkek egemen bir mesleğe kendinizi nasıl kabul ettirdiniz?

Kadın olduğum için ve bir erkek mesleği yaptığım için alçaltı bakışlarla da karşılaşmadım değil. Kadınlıkta; ses tonu, rengi, vurgusu gibi şeyler çok önemli bir etmen. İşin önemli noktası burada. Gerekli yerde gerekli ses tonunu kullandığınız zaman ve gerekli ciddiyeti takındığınız zaman karşınızda ki kim olursa olsun, sizden aldığı komutu direk uygular. Bu işin içine olduğunuz zaman ister istemez bir takım getirileri vardır elbette ama bugüne kadar hiçbir iş arkadaşımdan herhangi bir yamuk, yanlış, taciz gibi bir şey görmedim. Bunun dışında özelikle bayan müşteriler “Telefon numaranızı verin, bir yere giderken sizi çağıralım, çocuğumuzu size emanet edelim” diye defalarca belirttiler. Çünkü kadın daha koruyucu ve güvenlidir. Genel anlamda hoş ifadelerle karşılaştım, Türkiye bu açıdan bayan şoför kavramına çok açık bir yer.

Üzerinizde hiç baskı hissetmediniz mi?

İster istemez oluyor tabii… Çünkü insanlar hareketlerinizi kontrol altına alıyorlar; aynaya batkımı, sinyal verdi mi, sollama yaptı mı diye inceleniyorsunuz her an. Erkeğin yaptığı bir işi yapıyorum ama doğru bir şekilde yapıyorum imajı vermek çok önemli.

**Haber arşivimi karıştırırken, öğrencilik yıllarımda çıkardığımız 'Genç Açı' gazetesi için yaptığım bu röportaj geçti elime. :) Eskileri hatırlayınca hoşuma gitti, bir garip oldum, yayınlayım istedim. :))

19 Aralık 2010 Pazar

Yeme de yanında yat :)



Geçtiğimiz hafta iş yoğunluğumun had safhada olduğu günlerden birinde, Seda Çetin bana şahane bir teklifte bulundu; “Trio Bakery, Parents çocukları için çeşit çeşit sağlıklı kurabiyeler yapsa nasıl olur?” deyince, fotoğrafçım Eda Aydın’ı yanıma aldığım gibi Trio Bakery’nin yolunu tuttum.




İki sevimli kadının işlettiği, birbirinden lezzetli kurabiyelerin yapıldığı bu sevimli atölyede o kadar güzel vakit geçirdik ki, saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Güler yüzlü hoş sohbetleriyle içimizi ısıtan Ceyhan Hanım ve Gül Hanım, beş kardeşin arasında en büyük ve en küçük kardeşler olarak kafa kafaya verip kendi işlerini açmak istemişler ve ortaya bu nefis kurabiyelerin yapıldığı atölye çıkmış. Yaptıkları işe aşama aşama şahit olduğumda anladım ki; gerçekten çok büyük sabır ve emek gerektiren bir işle uğraşıyorlar. Hamuru yoğurup fırına atmak sorun değil, ama kurabiyeler fırından çıktıktan sonra onları süslemek gerçekten yaratıcılık ve sabır gerektiriyor. Bu kadar ince çalışmanın sonucunda ortaya çıkan kurabiyeleri gördüğümde Ceyhan Hanım ve Gül Hanım’a “Yaptıklarınızı yerken içiniz acımıyor mu?” diye sormadan edemedim :) Çünkü o kurabiyelerin hepsini ben yapmış olsaydım inanın bana yiyemezdim :) Onlardan aldığım cevapsa gayet profesyonelceydi: “Evet, önceleri içimiz biraz kötü oldu ama sonra alıştık. Şimdi işimizi en iyi şekilde yapmak için uğraşıyoruz…”

Trio Bakery, Parents Dergisi için şekil şekil, desen desen kurabiyeler ve cupcakeler yaptı. Bunların tarifini ve nasıl hazırlandığını Parents Dergisi’nden okuyabilirsiniz. Ancak size şunu söyleyebilirim ki kurabiyeler fırında pişerken, mis gibi kokularını soluyarak beklemek, çok büyük bir işkenceydi :) Ama sıcacık kurabiyeler fırından çıkıp da, çayla birlikte mideye indirdiğimizde hepimizin suratında aynı tebessüm vardı. :)

Gül Hanım ve Ceyhan Hanım'ın tekrardan ellerine sağlık, herşey şahaneydi.
Bu güzel insanlarla bizi tanıştıran ve çok keyifli bir gün geçirmemizi sağlayan Seda Çetin'e de çok teşekkürler. Veeeee son olarak fotoğraflar için Eda Aydın'a sonsuz teşekkürler...

2 Aralık 2010 Perşembe

Brooklyn'in Ev Hali

Güzelliği için çaba göstermesi gereken biri olmayabilir, fakat Brooklyn Decker geri kalan herşey için çok sıkı çalışıyor. Özellikle de yürek hoplatan vücudu için! WH, modellikten aktrisliğe geçen Brooklyn Decker'dan fit kalmasının ve tenis yıldızı eşi Andy Roddick ile yaşadığı mutlu eviliğin sırlarını öğrendi.
Röportaj: Allysa Lee / Derleyen: Müge Serçek
Fotoğraf Jeff Lipsky

2011'e hazır mısınız?

Malum artık Aralık ayındayız, Aralık demek yılbaşı demek, yılbaşı demek yeni umutlar, heyecanlar ve eğlence demek :) Biz de Parents Dergisi olarak yılbaşı konseptine uygun olarak atkı, bere ve eldivene yönelik bir çekim gerçekleştirdik ve çekim sırasında çoook eğlendik. :) Minik ve yetenekli modellerime ve çekimde katkısı olan herkese sonsuz teşekkürler...
Prodüksiyon & Styling Müge Serçek
Fotoğraf Eda Aydın
Parents Dergisi