24 Ağustos 2010 Salı

Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk :)

Bugün, iki sene sürecek olan bir yolculuğun ilk adımını attım. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne gidip yüksek lisansa kaydımı yaptırdım. Unutmuşum bu işleri ya da bu işlerin nasıl yapıldığını... Amma zormuş yahu! Gerekli evrakları toparlamak için muhtarlığa git, notere git, adliyeye git, bankaya git, fotoğraf çektirmeye git (en sıkıcı kısım da buydu). Tüm evrakları toparladıktan sonra okula git kayıt için sıra bekle. Sıra işi de ayrı bir komedi, sıra numaram 157'ydi... Okulun kapısında sıra numarası dağıtan bekçi amcayı görünce, kendimi bir an için bankada sandım!

Öğleden sonra 3'e doğru sıra bana gelip de okul binasına adım attığımda, kendimi Nirvana'ya ulaşmış gibi hissettim. :) Neyse kazasız belasız kaydımı yaptırdım :) Dışarı çıktığımda, içimden "Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz." şarkısını söylemek geldi. Zaten piyano çaldığım günlerden bu yana notalarını hatırladığım ve gözlerim kapalı çalabildiğim tek eser bu kaldı :))))

Üniversiteden sonra araya uzun bir iş yaşamının girmesiyle birlikte, okul yıllarımdan epey uzaklaşmış hissediyorum kendimi. Bu yıl tekrar okula başlayacağımı, iş ve okulu aynı anda yürüteceğimi düşündükçe zorlu bir sürecin beni beklediğini hissediyorum, hadi bakalım hayırlısı... :)

Bu arada ufak bir de notum var: Bakın benim Kral'ım nasıl da büyüdü, kocaman oldu... :)Aşağıdaki fotoğrafa bakıp, cumbaya kurulmuş kont gibi oturuşuna, ciddi bakışlarına aldanmayın çünkü laf aramızda geçen gün bir sokak kedisinden azıcık dayak yedi :) "Pit Bull'lar çok vahşi, canavar" diyen kişilere duyulur! Demek ki neymiş her şey biraz da yetiştirme tarzıyla ilgiliymiş. Tıpkı melekler kadar saf ve masum doğan bebeklerin, büyünce cani bir insan olması ya da doğru düzgün bir insan olması gibi...