17 Şubat 2012 Cuma

Sokakları Dile Getiren Adam: Kurt Wenner



Tüm dünya onu, sokaklara çizdiği üç boyutlu resimlerden tanıyor… Kurt Wenner’la üç boyutlu resme dair çok özel bir röportaj gerçekleştirdim. İstanbul sokaklarına resim çizecek olsan, nereye çizerdin, diye sormayı da ihmal etmedim. Buyurun okuyun.


Üç boyutlu resim çizmeye nasıl başladınız?
Resmin, etkili iletişim kanallarından biri olduğunu ve güçlü bir kanal olduğunu hepimiz biliyoruz. Üç boyutlu resim çizmek çok eskilerden beri kafamda olan bir şeydi. Bugüne kadar insan gözünün nasıl üç boyutlu gördüğünden yola çıkarak ışık ve diğer materyalleri kullanıp üç boyutlu resim çizmeyi deneyen çok kişi oldu ancak bunun matematiği gerçekten çok karışık, bu yüzden başaramadılar. 1984’te nasıl üç boyutlu resim yapabilirim diye çalışmaya başladım, çok uğraş verdim. Zamanla amacıma ulaştım ve üç boyutlu resimler çizmeye başladım.
Resim yapmak için neden bir tuval değil de duvarları ya da sokakları seçtiniz? Daha çok kitleye ulaşabilmek için mi?
Başlangıçta sokaklarda resim yapmamın en büyük nedeni; maddiyattı. Çünkü sokakta resim yaptığımı görenler, sepetimin içine bahşiş atıyorlardı. Yaptığım işten para kazanıyordum yani. Tabii bunun yanı sıra bu yöntemle birçok kişiye ulaşacağımı da biliyordum. Sokaklar haricinde, bir villanın duvarına da, resim tuvaline de resimler yaptım…  Aralarında en dikkat çekeni elbette sokağa yaptığım resimdi.

“Resim yapabileceğim sokağı kendim seçmeyi çok isterdim. Eğer öyle bir şey yapabilseydim, resim yaptığım sokağı bambaşka bir yere çevirebilirdim.”


Resim yapacağınız sokakların herhangi bir özelliği olması gerekiyor mu yoksa her yere resim yapabilir misiniz?
Şu anda resim yapacağım sokakları sponsorlarım ya da belediye belirliyor.
Peki, daha önceleri?
Daha önce resim yapacağım sokağı seçerken iki şey gözetiyordum. Bunlardan biri sokağın çok düzgün ve pürüzsüz bir yüzeye sahip olmasıydı. Diğeri de o sokaktan olabildiğince çok insanın geçmesiydi. Aslında resim yapabileceğim sokağı kendim seçmeyi çok isterdim. Eğer öyle bir şey yapabilseydim, resim yaptığım sokağı bambaşka bir yere çevirebilirdim. Aslında asıl sanatçı olarak yapmam gereken bu sanırım. Ancak gerçeklerden bahsetmek gerekirse, kendi sanatım üzerinde çok kontrolüm yok.
Yaptığınız resimle mekan arasındaki ilişkiyi nasıl kuruyorsunuz?
Mekandaki mimarı ve kültürel doku benim için çok önemli. Bu unsurlar hiçbir sanatçının gözünden kaçmaz. Elbette benim de kaçmıyor, dolayısıyla resim yaptığım sokaktaki binaları incelerim, sokağın enerjisini hissetmek için elimden geleni yaparım. O sokaktan geçen insanların neler hissettiğini anlamaya çalışırım. Tüm bunları yapmak için de o sokakta biraz vakit geçirmem ve gözlem yapmam gerekiyor.
İstanbul sokaklarına resim yapmak isteseniz nerelere yapardınız?
Topkapı Sarayına resim yapmak isterdim.
Ne çizerdiniz peki?
Rossini’nin operasını izleyen Türkleri ve İtalyanları çizmek isterdim. Bu resim o atmosfere çok yakışırdı bence.
Bugüne kadar çizdiğiniz resimlerden hangisi sizin için ayrı bir önem taşıyor?
Sanat yıllarımın ilk zamanlarında çizdiğim “Dies Irae” adlı resmimi ayrıca severim.
Neden?
Bu resimde tam olarak kendi stilimi ve tarzımı oturtmuştum. Artık daha profesyonel resimler yapmaya başlamıştım. Dies Irae de bu resimlerin ilkiydi.
Resminizin, üçüncü boyut etkisi yaratması için hangi aşamalardan geçmesi gerekiyor?
Önce resmin büyüklüğünü daha sonra da resmin içinde yer alacak olan karakterleri nereye oturtacağımı belirliyorum. Bu, resminin ilk ayağını oluşturuyor. İkinci olarak geometrik ortamı kuruyorum. Geometrik ortam resmim için en önemli şeylerden biri. Çünkü resme hareketlilik kazandıran ve üç boyut sağlayan bu geometrik işlemdir. Resmin başladığı ve bittiği noktaya bir eğim vermeniz germek gerekir.
Resimlerinizi nasıl boyuyorsunuz?
Tebeşirle boyuyorum. Bu tebeşirleri kendim imal ediyorum; toz bırakmayan, parlak bir etki bırakan tebeşirler… Ancak bir müddet sonra siliniyor.
Silinirken içiniz acımıyor mu?
Eskiden acıyordu ama artık resimlerimin dijital baskılarını alabiliyorum. Bu yüzden artık acımıyor.
Bir resmi ne kadar sürede tamamlıyorsunuz?
Aynı soruyu sponsorlarım da soruyorlar. Onlara bir günde 5m2 resim yapabileceğimi söylüyorum. Bazen daha fazla yaptığım da oluyor ama ortalama olarak günde 5m2 resim yapıyor ve beş ila yedi gün içinde o resmi tamamlıyorum.
                    


“İşin sırrı ne biliyor musunuz? Beni taklit etmeye çalışanlar resimleri ne ufuk çizgisi koyarak resim yaptılar.”


Sizin gibi üç boyutlu resim yapmaya çalışanlar oldu ama başaramadılar, bu işin sırrı ne?
Haklısınız! Birçok kişi beni taklit etmeye çalıştı ama olmadı. İşin sırrı ne biliyor musunuz? Beni taklit etmeye çalışanlar resimleri ne ufuk çizgisi koyarak resim yaptılar. Oysa ben resimlerimi ufuk çizgisi koymadan yaparım.
Tasarım ve sanat sizin için ne ifade ediyor?
Benim için görsel sanatın üç önemi vardır. Bunlardan biri komünikasyon, diğeri dekorasyon ve en sonuncusu da eğlence. Bir sanat eserini değerlendirirken ya da kendim yaparken bu üç fonksiyon üzerine yoğunlaşırım. Bence bütün sanatlar içinde bu üç fonksiyonu en çok içeren sokak ressamlığı… Günümüz sanatçıları bu fonksiyonlardan sadece birine yöneliyor. Bu yüzden de başarılı olamıyorlar diye düşünüyorum. Bir sanat eseri iletişim de sağlamalı, bulunduğu ortamı dekore etmeli ve aynı zamanda eğlendirmeli.
Kurt Wenner kimdir? 
Rhode Island Tasarım Okulu mezunu ABD’li sanatçı Kurt Wenner, 17 yaşından beri hayatını grafik sanatıyla kazanıyor. Wenner NASA’da çalıştığı dönemde dünya dışındaki sistemlerin yüzey arazilerini ve gelecekteki olası uzay projelerinin kavramsal resimlerini çizdikten sonra İtalya’da klasik sanat ve Rönesans sanatı üzerine yoğunlaştı.  Wenner, üç boyutlu resimlerini tebeşirle fresk çizimi gibi oldukça popüler olan grafik sanatlarını kullanarak gerçekleştiriyor ve görenleri hayran bırakıyor.





http://www.haberdesin.com/blog/kultur/sokaklari-dile-getiren-adam-kurt-wenner