10 Eylül 2011 Cumartesi

Dört köşe: Yeni sezon başlasın...











Yeni sezon başlasın...
Eylül ayına hızlı bir giriş yaptık bence, ne dersiniz? Özellikle önümüzdeki hafta açılacak okullardan sonra şehir iyice hareketlenecek. Anlayacağınız yazlıkçılar artık son çırpınışları yaşıyorlar, şehre dönme vakti! Oysaki tüm televizyon kanalları yeni sezonu çoktan açtılar. Ardı ardına bir sürü yeni dizi televizyon ekranlarımıza düşmeye başladı. Bunlardan en iddialı olacak dizilerin başında "Kuzey Güney" dizisi geliyor. Kıvanç Tatlıtuğ "Ezel"de canlandırdığı psikopat rolünü canlandırmasıyla başta eleştirmenler olmak üzere hemen hemen her kesimden çok büyük bir beğeni toplamıştı. Artık her rolde kendini rahatça ispat etmeye başlayan Tatlıtuğ, bu rolün de üstesinden geldiğini daha ilk bölümü seyredince bile anlayabilmek mümkün...

Peki ya yazılı basında neler oluyor?
Bazı gazeteler her zamanki gibi ekonomik krizi bahane ederek küçülme yoluna gidiyor, bazı dergilerin çıkışı erteleniyor ya da ekipler küçültülüyor. Bugüne kadar "İnternet gazeteciliği, geleneksel gazeteciliği yok edecek" söylemlerine çok fazla takılmasam da, artık gazete okumak eskisi kadar keyif vermiyor sanırım. Bunun en büyük nedenini daha sabah kahvaltı masasındayken gazetede okuduğumuz bir haberin, öğle saatlerinde güncelliğini yitirmesine bağlıyorum. Kaldı ki artık çevremizde olan her şeyi telefonlarımızdan öğrenecek bilgi gücüne sahibiz... Bu yüzden gazeteler, "bu sefer teğet bile geçmeyecek olan" krizi bahane ederek küçülmeye gidiyorlar. İlerleyen yıllarda gazetelerin tirajları ve dolayısıyla reklamları düşecek ve bu filmin sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Dergiler...
Her Eylül ya da Ekim ayında her biri mantar gibi türeyen ve en fazla üç ay ayakta kalabilen dergiler bakalım bu yıl yine türeyecek mi? Cevabım kesinlikle "Evet". Çünkü birçok kişi bu işin zorluklarını bilmeden, sadece "Aaa dergi çıkartmak ne kadar eğlenceli. Neden biz de bir dergi çıkartmıyoruz?" diyerek, dergicilik sektörüne balıklama atlıyor. Aradan geçen bir kaç ay içinde anlıyor ki bu iş, ne uzaktan göründüğü kadar kolay ne de hemen para kazanılıyor! Kaldı ki piyasada kemikleşmiş bir adı olan dergilerin bile sallantıda olduğu fısıltıları dolaşırken, yeni dergilerin piyasada tutunma olasılığı pek yok gibi. Ama farklı bir solukla kapımızı çalan ve bu farkını ispat eden yeni dergilere her zaman kapımız açıktır. Bkz: Mehmet Turgut ve ekibinin çıkarmış olduğu 46 Magazine gibi...

Son dörtlük: Şu sıralar işlerin yoğunluğundan ve hayat koşturmasından o kadar boğuldum ki anlatamam. En sonunda bir kaçamak yapmaya karar verdim ve kendimi Kozyatağı'nda yeni açılan Babor Beauty Spa merkezine attım. Güzellik uzmanı Elif Tunalıoğlu, bir buçuk saat süren 'Babor HSR de luxe - Aging Bakımı'nı yaparken o kadar rahatladım ki, bakımın sona ermesini hiç istemedim. HSR de luxe bakımı, zamanla oluşan pigment lekeleri, kızarıklıkları ve genişlemiş gözenekleri azaltıyor. Ayrıca cildin yaşlanmasını yavaşlatmaya da yardımcı oluyor. Eğer siz de kendinize bir kıyak çekmek istiyorsanız Kozyatağı'ndaki Babor Beauty Spa'ya uğrayın derim. 0216 386 07 72 - 0216 302 28 19