5 Eylül 2011 Pazartesi

"Dört köşe" yazıları başlıyor

Geçen gün evde öylesine oturmuş televizyon izlerken, eşim bana döndü ve "Neden köşe yazmıyorsun?" dedi. Uzun zamandan beri kafamda dönüp duran bu düşüncenin birden bire suratıma vurulması ben de hem şaşkınlık yarattı hem de iyi bir gaz verdi... Aslında ne zamandır düşünüp duruyordum, ama bir türlü kafamı toplayıp bu işe el atmaya fırsat bulamıyordum. İşlerin yoğunluğunu, hayatın karmaşasını bahane ederek erteleyip duruyordum sürekli...

Bu gazla birlikte tüm cesaretimi toplayıp köşe yazmaya karar verdim. Bu seferde köşem için isim bulmaya geldi sıra... Haydaaa! Ne zor işmiş bu! Tamam blogumun adı Mürekkebimden Damlayanlar'dı ama köşe yazılarım için başka bir isim bulmalıydım. Eşimle birlikte düşündük, taşındık, yazdık, çizdik ve en sonunda "Dört Köşe" ismini bulduk. Neden mi bu isimde karar kıldık? Okuyanlar zevkten dört köşe olsun diye :))) Tamam kabul ediyorum kötü bir espriydi ama yapmadan edemedim. Arada sırada da olsa kötü espirilerin iyi geldiğine inanırım, dolayısıyla arada sırada benden kötü espriler duymaya şimdiden hazırlıklı olun. :) Tamam ciddileşiyorum, "Dört Köşe" ismini; gözüme takılan, içimi sıkan, kulağa hoş gelen her konuyu buraya çizittireceğim için seçtim. Dört bir telden çalacağım yani... Aman yanlış anlaşılmasın, bu yazılarda "Şu gün falancalarla şuradaydım, bugün filancalarla buradaydım, burada yedik, şurada içtik. Alın bu da fotoğrafı" tarzında şeyler göremeyeceksiniz, şimdiden uyarayım. Sadece içime sinen ve gerçekten paylaşmaya değer bulduğum şeyleri yazacağım.Bundan böyle her Cumartesi "Dört Köşe" serisinden bir yazı yayınlayacağım. Bunun için geç kaldım biliyorum ama zararın neresinden dönersem kardır. :)

Bu arada dergiler için yaptığım röportaj ve çekimleri aynen yayınlamaya devam edeceğim. 
Cumartesi günü görüşmek üzere :)
MSB