6 Şubat 2013 Çarşamba

Bu sefer biz aşkımızı anlattık

Onlara Her Gün Sevgililer Günü
Müge Serçek ve Kamil Biroğlu, bir buçuk yıllık evli romantik bir çift. Birbirlerinin üstünden ilgilerini hiç eksik etmiyor ve evlilikte beklentilerinin üzerinde bir mutluluk bulduklarını açıklıyorlar. Sevgililer Günü’nü uzun yıllardır özenle kutluyor ama şunu da eklemeden edemiyorlar: “Bize her gün Sevgililer Günü!"

Müge Serçek, 29 yaşında ve 12 yıllık gazeteci. M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Gazetecilik Bölümü mezunu. Şu anda Parents Dergisi’nin Yazı İşleri Müdürü. 2009 yılından bu yana kendi ismiyle bir blog yayınlıyor. Kamil Biroğlu ise 32 yaşında ve mali müşavir. M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe ve Finans Bölümü mezunu. 

10 yıllık beraberliklerinin ardından bir buçuk yıl önce evlenen Müge ve Kamil çiftini Sevgililer Günü kapsamında MutluMutfaklar’a konuk ettik ve öykülerini dinledik. 


Nasıl tanıştınız ve evlenmeye nasıl karar verdiniz? 
MÜGE: Aslında birbirimizi hep biliyorduk çünkü aynı mahallede oturuyorduk. Ancak 1999 depreminin ilişkimizin başlamasında çok büyük payı var. Ahmet Mete Işıkara’nın “Bu akşam deprem olmasını bekliyoruz, evlerinize girmeyin” uyarısından sonra tüm mahalleli sokaklara dökülmüştük. Mahallenin gençleri olarak tüm gece sohbet ederek sabahlamıştık. Bu sohbet sırasında birbirimize karşı bir yakınlık hissetmiştik ve aramızda bir çekim başlamıştı. Ancak Kamil, şehir dışında üniversiteyi kazandığı için görüşmelerimiz azaldı. Görüşememenin vermiş olduğu stresle bunun bir yaz aşkı olduğuna karar verip yollarımızı ayırdık. İki sene boyunca arkadaş olarak görüşmelerimizi sürdürdük. Bu sırada fark ettik ki, birbirimizden kopamıyoruz ve aslında içten içe aşkımız hala devam ediyor. Böylece birbirimize bir şans daha verip yeniden birlikte olmaya karar verdik. 
İlişkimiz 10 sene boyunca devam ettiği için zaman zaman evlilikten bahsedip planlar yapıyorduk zaten. Hayatımızdaki eğitim, askerlik, iş gibi birçok şey yerli yerine oturunca geriye bir tek evlenmek kalmıştı. Biz de birlikteliğimizin 10. yılında  evlendik. Bir buçuk yıl oldu. İşin ilginç tarafı, ayrılık konuşmasını yaparken birbirimize “Belli mi olur belki 10 yıl sonra evleniriz…” demiştik. 

Evlenmeden önce evlilikle ilgili neler bekliyordunuz, evlenince neler buldunuz? 
MÜGE:
 Elbette evlilikten beklenen en büyük şey, mutlu olmaktır. Ben de bunu bekliyordum. Ancak uzun bir beraberliğin ardından evlilik ilişkimizi olumsuz etkiler mi diye endişe de duyuyordum açıkçası. Buna rağmen evliliğin, ilişkimizi olumlu yönde etkilediğini düşünüyorum. Bu geçen bir buçuk yıl içinde, sevgilimi ne kadar çok sevdiğimi ve onunla evlenmekle ne kadar doğru bir seçim yaptığımı anladım. Zaman zaman kavga etsek de, küssek de, fikir ayrılığı yaşasak da tüm bunların evliliğin tuzu biberi olduğunu biliyorum. Zaten sürekli vıcık vıcık sevgi yumağı halinde yaşamak bana göre değil! İlişkimizin gerçek ve şeffaf bir ilişki olduğunu çok iyi biliyorum. İkimiz de birbirimizin gerçek yüzünü biliyoruz ve mutlu bir aile portresi çizmek adına ne birbirimize, ne de başkalarına karşı sahte davranışlar sergilemiyoruz. Neysek oyuz gerçekten. Ne yaşarsak yaşayalım, sabah uyandığımda onun bana sarılıyor olduğunu bilmek, kendimi çok iyi hissettiriyor. 
KAMİL: Evlenme kararı aldığımızda evliliğimizin, ilişkimizi olumsuz yönde etkileyeceğiniz hiç düşünmedim. 10 yıl süren bu güzel birlikteliliğin ardından, ilişkimizin aşama atlaması gerekiyordu. Ne kadar sık görüşsek de bazı şartlar nedeniyle yapmak isteyip de yapamadığımız birçok şey vardı. Evlilik, bir insanın kendi ayakları üstünde durmaya başlamasının ilk adımı bence. Bununla birlikte evlilik, çok büyük bir sorumluluk! Artık sadece kendini değil, karşı tarafı da her zaman düşünmek durumda oluyorsun. Şimdi dönüp arkama baktığımda evlenme kararımızın ne kadar yerinde ve doğru olduğunu görüyorum. Sevdiğin insanla uyumak, beraber yemek hazırlamak, yeri geldiğinde oturup ev bütçesi yapmak bile çok keyifli oluyor. 

ROMANTİK GÜNE ROMANTİK HEDİYELER
 
Sevgililer Günü sizin için ne ifade ediyor?  MÜGE: 14 Şubat’ın çok fazla ticari kaygılar gütmesi beni rahatsız ediyor. Ne de olsa bize her gün Sevgililer Günü… Buna rağmen her sene kendimizce en özel şekilde kutluyoruz. 
KAMİL: Ailemin ve arkadaşlarımın özel günleri benim için her zaman çok anlamlı olmuştur. Özel günlere ayrı bir anlam yüklemek ve o günleri daha farklı geçirmek beni her zaman mutlu eder. Kaldı ki, Sevgililer Günü de ilişkimiz için her zaman çok önemli olmuştur. Her ne kadar sevgili olduğumuz gün, nişanlandığımız ve evlendiğimiz gün gibi özel günlerimiz olsa da her 14 Şubat’ı kutlamaya özen gösteriyoruz.

Eşinizden aldığınız en güzel, en romantik Sevgililer Günü hediyesi neydi?
 
MÜGE:
 İlk Sevgililer Günümüzde Kamil benim için kendi elleriyle çok güzel bir kart hazırlamıştı. Kartı açtığımda birbiri üzerine kapanmış bir sürü yaprak olduğunu gördüm. O yaprakların her birinde aşkımızı anlatan şeyler yazıyordu. Tabii en sonunda da “Seni seviyorum” yazısı karşıma çıktı. Bugüne kadar aldığım en anlamlı ve romantik hediye buydu. 
KAMİL: Maddi değerden ziyade el becerisine yönelik hazırlanan hediye benim için daha önemlidir. Bir Sevgililer Günü’nde Müge bana fotoğraflardan, güzel sözlerden ve duygularından bahseden bir Power Point sunum hazırlamıştı. Kaldı ki o zamanlar Power Point kullanmasını bilmiyordu; bunun en iyi şahidiydim. Benim için kısa bir sürede programı kullanmayı öğrenip bir şeyler hazırlaması çok hoşuma gitmişti. Maddi olarak her zaman çok güzel hediyeler alıp verebilirsiniz ancak bir hediye üzerinde emek harcamak hepsinden daha değerlidir. 

Romantik bir çift misiniz? Birbiriniz için yaptığınız en romantik şey neydi?
 
MÜGE:
 Öyle abartı derecede romantik değiliz ama bazı sıradan şeyler var ki, aslında içinde çok özel manalar gizli. İşte bunlar bana çok büyük mutluluk veriyor. Mesela Kamil’in geceleri uyurken elimi tutması bana inanılmaz romantik geliyor. Bir de 21 Aralık’ta 13:11’de kıyamet kopacak dedikleri gün, çok yoğun bir şekilde çalışıyordum. Saat tam 13:10’da Kamil bana telefon açtı: “Madem dünyanın sonu geldi, son dakikalarımı seninle konuşarak geçireyim” dedi. İnanılmaz derecede mutlu oldum. Ben romantikliği bu tarz şeylerde buluyorum. Yoksa birlikte güneşin batışını izlemek, ay ışığına bakarak şiir okumak falan bana çok inandırıcı gelmiyor.
KAMİL:
 10 yıllık beraberliğimizin 8 yılı okullarımız nedeniyle ayrı şehirlerde geçti. İkimizde de cep telefonu olmasına rağmen konuşmalarımız ve mesajlaşmalarımız yeterli olmuyordu. Biz de bu yıllar boyunca birbirimize uzun uzun mektuplar yazdık. O mektupların çok özel ve romantik olduğunu düşünüyorum. Bir seferinde de birbirimizden habersiz, aşkımızı anlatan bir defter hazırlamıştık, günlük gibi bir şeydi. Bu defteri aynı anda ve birbirimizden habersiz hazırlamıştık. O defterleri, mektupları, birlikte gittiğimiz filmlerin ve tiyatroların biletlerini de hala saklıyoruz. 

MUTFAĞA BİRLİKTE GİRİYORLAR 

Evlenmeden önce ev işlerinde ve özellikle mutfakta deneyiminiz var mıydı? Bir buçuk yıllık evlilikten sonra bugün yemek yapmakta hangi noktadasınız? 

MÜGE: Çalışan bir annenin kızı olduğum için mutfağa yabancı değildim. Kendi başımın çaresine çok rahat bir şekilde bakardım. Ama bir mutfağın sorumluluğunu başlı başına hiç üstlenmemiştim. Annem yemek yaparken ona her zaman yardım ederdim ama bu yardım dolaptan salçayı çıkarmak, makarna suyunu haşlamak gibi şeyler olmuştu. Evlendikten sonra bütün yemekleri hiç zorlanmadan yaptım. Annemin yemekleri yaparken çaktırmadan verdiği püf noktaları meğer hafızama kazınmış. Hiç zorluk çekmedim. Ancak bütün kadınlar gibi her gün yaşadığım en büyük sıkıntı, “Bu akşam ne yemek pişireceğim” konusu… 
KAMİL: Açıkça evliliğimizin ilk aylarında Müge’nin yemek yapabileceğini pek sanmıyordum hatta her gün çorba, makarna yeriz diye tahmin ediyordum. Kayınvalidem de bu düşüncemi her zaman destekliyordu. Ancak Müge, evliliğimizin ilk gününden beri birçok yemeği çok güzel ve lezzetli bir şekilde yaptı. 
Ev işlerini paylaşarak mı yapıyorsunuz, örneğin birlikte mutfağa girer misiniz? 
MÜGE: Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Eşim ev işlerinde de, mutfakta da bana çok destek oluyor. Mutlaka iş paylaşımı yapıyoruz ve itiraf etmem gerekirse, ortalığı benden daha iyi bir şekilde topluyor. Ben biraz daha pasaklıyım sanki! Ev işlerinde tek sıkıntı çektiğim şey, ütü. Ama bunu da eğlenceli hale getirmenin yolunu buldum. Şöyle ki, bizim evde ütünün parça başı bir fiyatı var. Hatta ara ara işi yüzsüzlüğe vurup, ütüyle ilgili çeşitli kampanyalar ve tarifeler uyguluyorum. Ama şunu da hemen belirtmek istiyorum ki ütüyü para karşılığında yaptığımı duyanların ilk sorduğu soru, “diğer ev işleri için de ücret istiyor musun?” oluyor. Cevabımsa hayır! Sadece ütü. Kadınlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. 

http://www.mutlumutfaklar.com/mutlu-aileler/onlara-her-gun-sevgililer-gunu